Kırıkhan Olay Gazete ve Matbaa
:: Mesaj Gönder ::
Bulunduğu Yer: |
İNSANIN DOĞUP BÜYÜDÜĞÜ YER HER HERZAMAN İÇİNDE TATLIDIR ŞİMDİ EVİM ORDA DEĞİL SOKAĞIMIZ AYNI DEĞİL NEREDE O ESKİ ARKADAŞLARIM GEÇİM DERDİNE DÜŞMÜŞÜZ ESKİ GÜNLER TATLI BİR HATIRA ARTIK YAŞ GEÇİYOR ACILAR OLGUNLAŞTIRIYOR BİZİ KÜÇÜKKEN NE HAYALLERİMİZ VARDI BAZI ŞEYLERİ KAYBEDİNCE ANLIYORUZ KIYMETİNİ SABIR SABIR SABREDİYORUZ ÇÜNKÜ BİLİYORUZKİ ALLAH IN ADALETİ ER GEÇ GERÇEKLEŞECEK BUNA İNANCIMIZ TAM.YÜCE ALLAHIM HERKESİN GÖNLÜNE GÖRE VERSİN.SAĞLICAKLA KALIN EN İÇTEN SELAMLARIMLA. |
|
  |
Entry No: 3816 | Posted: Fri 8 Aug 2008, 0:40am |
Bulunduğu Yer: |
ERGİN TEKER ABİME YUSUF SARUHAN ARKADAŞIMA KARDEŞLER PASTANESİ ÇALIŞANLARINA ANTEP DEN EN İÇTEN SELAMLARIMI GÖNDERİYORUM.BİZE BU FIRSATI VEREN SN.İNÖNÜ BEY E TEŞEKKÜRLER.DEĞERLİ KIRIKHANLILAR BU SİTEYE SAHİP ÇIKALIM.SELAMLAR... |
|
  |
Entry No: 3815 | Posted: Fri 8 Aug 2008, 0:21am |
Bulunduğu Yer: |
Nice site, <a href="http://erotikas.gigazu.com/glamurnaya- erotika.html">ãëàìóğíàÿ ığîòèêà</a>, [url="http://erotikas.gigazu.com/glamurnaya- erotika.html"]ãëàìóğíàÿ ığîòèêà[/url], http://erotikas.gigazu.com/glamurnaya-erotika.html ãëàìóğíàÿ ığîòèêà, 7864, |
|
Entry No: 3814 | Posted: Thu 7 Aug 2008, 23:41pm |
Bulunduğu Yer: |
look here, <a href="http://sisge.gigazu.com/narodny-recept y-uvelicheniya-grudi.html">íàğîäíû ğåöåïòû óâåëè÷åíèÿ ãğóäè</a>, [url="http://sisge.gigazu.com/narodny-recept y-uvelicheniya-grudi.html"]íàğîäíû ğåöåïòû óâåëè÷åíèÿ ãğóäè[/url], http://sisge.gigazu.com/narodny-recepty-uvelicheni ya-grudi.html íàğîäíû ğåöåïòû óâåëè÷åíèÿ ãğóäè, 370222, |
|
Entry No: 3813 | Posted: Thu 7 Aug 2008, 20:11pm |
Bulunduğu Yer: |
very well made it .All information on this site is represented<br><a href=http://fasterwq.rack111.com/of9568.html> of </a> <a href=http://berthajensen.seitenclique.net/com8336. html> com </a> |
|
Entry No: 3812 | Posted: Thu 7 Aug 2008, 18:53pm |
Bulunduğu Yer: |
Good luck, <a href="http://myxvideo.gigazu.com/posmotret-p ryamo-seychas-pornuhu.html">ïîñìîòğåòü ïğÿìî ñåé÷àñ ïîğíóõó</a>, [url="http://myxvideo.gigazu.com/posmotret-p ryamo-seychas-pornuhu.html"]ïîñìîòğåòü ïğÿìî ñåé÷àñ ïîğíóõó[/url], http://myxvideo.gigazu.com/posmotret-pryamo-seycha s-pornuhu.html ïîñìîòğåòü ïğÿìî ñåé÷àñ ïîğíóõó, =-DD, |
|
Entry No: 3811 | Posted: Thu 7 Aug 2008, 17:36pm |
Bulunduğu Yer: |
Nice site, <a href="http://seksy.gigazu.com/seks-dosug-mos kva.html">ñåêñ äîñóã ìîñêâà</a>, [url="http://seksy.gigazu.com/seks-dosug-mos kva.html"]ñåêñ äîñóã ìîñêâà[/url], http://seksy.gigazu.com/seks-dosug-moskva.html ñåêñ äîñóã ìîñêâà, 02183, |
|
Entry No: 3810 | Posted: Thu 7 Aug 2008, 14:37pm |
Bulunduğu Yer: |
Merhabalar Dünya hayatında insanların başına gelen olumsuzlukların sebebi insanoğlunun kendisidir. Halk arasında yaygın olarak bir inanış vardır. "Ne yapalım Allah'tan geldi" diye. İlk bakışta doğru gibi görünüyor. Bu bir teslimiyet ifadesidir. Her fiilin yaratıcısı mutlaka Allah'tır(cc). Fakat Kur'an'da "Birinizin başına her hangi bir olumsuz iş geldiyse O, o kişinin kendisindendir. Ama hayırlı bir iş geldiyse onu biz ona takdir etmişizdir." buyuruyor. Hal böyle olunca durum biraz değişik bir hal alıyor. . Allah hiç bir kulunu sebepsiz yere bir belaya düşer kılmaz. Her olumsuzluğun başında biz insanların hataları kusurları, dikkatsizlikleri, tembellikleri, haksızlıkları, ilgisizlikleri, kasti ve gaflet yoluyla olsun bir etkisi vardır. Çünkü Allah en mükemmel diye yarattığı insanı hiç bir varlıkta olmayan akıl idrak, ve şuur denilen özelliklerle donatmıştır. Başına gelen olumsuzlukların sebebi de aklını kullanmamasındandır. Eşref-i mahlukat olarak yarattığı insana, en mükemmel (her yönüyle tas tamam) olan, aklı ve mantığı ön planda kabul eden İslam Dinini göndermiş ve o dinin kitabı olarak, yine en mükemmel olan, akla, mantığa, hitaben, duygusallığa ve tesadüfe asla yer vermeyen Kur'an'ı Kerimi göndermiştir. İşte o kitap olan Kur'an'da "Eğer aklınızı çalıştırmaz iseniz dünyanın bütün pislikleri üzerinize yağar" uyarısında bulunuyor. . Ama ne yazık ki. O kitabın mensupları olan bizler, bu gün dünyanın en gerisinde olan topluluklar arasındayız. Malesef her tarafımız dökülüyor imrenilecek bir tarafımız yok.Fakirlik, huzursuzluk diz boyu, düşünce yok, çalışma yok, birbirinin inancına ve fikrine tahammül yok. Halbuki o kitapta Allah, "Dileyen iman etsin dileyen inkar etsin" "Dinde zorlama yoktur." " Senin dinin sana benim dinim bana" gibi inanç ve kendini güven açısından geniş bir ufuk ortaya koyar. Yalancılığı, hırsızlığı, yolsuzluğu, dolandırıcılığı, sözünde durmamayı, emanete hıyaneti, rüşvet, sahtecilik, arabozuculuk, koğuculuk, kibir, gurur bir birinin gizli hallerini arama, kendini beğenme, çevre kirliliği, düzensizlik, plansızlık, ahlaksızlık, küfür sövme, iftira, yalancı şahitlik, haksız kazanç gibi hep bu kitabın müslümanım diyenlerin yapmaması gereken şeylerdir diye koyduğu yasaklardır. Ama ne yazık ki bunların bir çoğu insanlarımız tarafından yaygın olarak yapılmakta hatta buda uyanıklık olarak lanse edilmektedir.Selamlar |
|
Entry No: 3802 | Posted: Tue 5 Aug 2008, 19:42pm |
Bulunduğu Yer: |
TÜM KIRIKHANLILARA SELAMLAR. LÜTFEN EĞER ANNENİZİ SEVİYORSANIZ BU YAZIYI OKUYUN LÜTFEN.ANNEM... ANNEMİN YALNIZCA BİRGÖZÜ VARDI... ONDAN NEFRET EDERDİM...ÇÜNKÜ BU DURUM BENİ UTANDIRIYORDU. AİLEMİZİ GEÇİNDİRMEK İÇİN OKULDA AŞÇILIK YAPARDI.İLKOKUL DA İKEN BİRGÜN ANNEM BANA MERHABA DEMEYE GELMİŞTİ. YERİN DİBİNE GEÇMİŞTİM. BUNU BANA NASIL YAPABİLİRDİ. ONU GÖRMEZDEN GELMİŞTİM.ONA NEFRETLE BAKTIM VE ORADAN KAÇTIM ANNEME DEDİM Kİ BENİ GÜLÜNÇ DURUMA DÜŞÜRECEĞİNE ÖLSEN DAHA İYİ... ANNEM KARŞILIK VERMEDİ ONU EVDE İSTEMİYORDUM ÇOK ÇALIŞTIM SİNGAPUR A OKUMAYA GİTTİM.SONRA EVLENDİM ÇOCUKLARIM OLDU.HAYATIMDAN MEMNUNDUM.BİRGÜN ANNEM BENİ ZİYARETE GELMİŞTİ.KAÇ YILDIR BENİ GÖRMEMİŞTİ TORUNLARINI TANIMAMIŞTI. KAPIYA GELİNCE ÇOCUKLARIM ANNEME GÜLDÜLER ANNEME EVİME GELİP ÇOCUKLARIMI NASIL KORKUTABİLİRSİN HEMEN BURADAN GİT DİYE BAĞIRDIM.BUNA ANNEMİN SESSİZCE KUSURA BAKMAYIN YANLIŞ ADRESE GELDİM GALİBA DEDİ VE GİTTİ. BİRGÜN MEZUNLAR TOPLANTISI İÇİN OKUL DAN BİR MEKTUP ALDIM.MEZUNLAR TOPLANTISINDAN SONRA SIRF MERAKTAN ESKİ EVE GİTTİM. KOMŞULARIM ANNEMİN ÖLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİLER.HİÇ ÜZÜLMEMİŞTİM. BANA VERİLSİN DİYE ANNEMİN BIRAKTIĞI BİR MEKTUP VERDİLER. EN SEVGİLİ OĞLUM. HER ZAMAN SENİ DÜŞÜNÜYORUM. SİNGAPUR A GELİP ÇOCUKLARINI KORKUTTUĞUM İÇİN ÜZGÜNÜM.MEZUNLAR TOPLANTISINA GELECEKSİN DİYE ÇOK SEVİNMİŞTİM.AMA SENİ GÖRMEK İÇİN YATAKTAN KALKABİLİRMİYİM BİLMİYORUM. SEN BÜYÜRKEN SÜREKLİ BİR UTANGAÇ KAYNAĞI OLDUĞUM İÇİM ÜZGÜNÜM. BİLİYORMUSUN SEN KÜÇÜKKEN BİR KAZA GEÇİRMİŞTİN...VE GÖZÜNÜ KAYBETMİŞTİN...ANNE OLARAK SENİN TEK GÖZLE BÜYÜMENE DAYANAMAZDIM. BU YÜZDEN SANA KENDİ GÖZÜMÜ VERDİM.O GÖZLE BENİM YERİME GÖRÜYOR DİYE O KADAR GURUR DUYUYORDUM Kİ BÜTÜN SEVGİMLE ANNEN... NOT.ANNENİN ÇOCUĞUNA SEVGİSİ BÖYLE OLURSA ALLAH IN KULLARINA SEVGİSİNİ RAHMETİNİ SİZ HESAPLAYIN. |
|
  |
Entry No: 3801 | Posted: Tue 5 Aug 2008, 2:40am |
Bulunduğu Yer: |
Merhabalar Bu yazıyı okumanız sadece 30 saniyenizi alacak, ve sonunda hayata ve ilişkilere bakış açınız değişecek. İleri derecede hasta iki adam ayni hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini, işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model bot'larını suda yüzdürüyorlardı. Genç aşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu. Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı. Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir senlik alayını tarif etti. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniniyle karşılaştı: uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yasayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu. Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. "Sanırım seni cesaretlendirmek istedi" dedi. Epilog: Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan mutluluklar ise iki katı artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı >her şeyi paylaşın. Bu gün bize bir hediyedir. Bu yazının kaynağı bilinmiyor, fakat okuyan herkese mutluluk getirecektir. Selamlar |
|
Entry No: 3800 | Posted: Mon 4 Aug 2008, 19:39pm |
| Sayfa Toplam 338   [Sonraki >>] |
Olay GazeteV1.0